Hayal, Umut, Hayat...

Esra Güler, bizi buldu. İsteği çok netti; hikayesini anlatıp kendi gibi süreçlerden geçen annelere umut ışığı yakmak... Biz de seve seve kabul ettik; bu dönemlerinde bir kadının ihtiyacı en az doğru uzman görüşü kadar, anlaşıldığını hissetmek; başka kadınlarla konuşmak; başka kadınların hikayelerini dinlemek; başka kadınlara derdini, hislerini, kalbini dökmek... İşte bu yüzden, annelerin hikayelerini paylaşmaya önem veriyoruz. Teşekkür ederiz Esra; iyi ki yazdın bize!

HAYAL, UMUT, HAYAT…

Her çift gibi biz de severek evlendik. İlk birkaç yıl çocuk yapma fikrini erteledik. Ama küçüklüğümden beri çocukları çok sevdiğim için tek bir hayalim vardı. Mutlu bir aile ve bir bebek… Hikayem böyle devam edecekti.

Nereden bilebilirdim ki esas hikaye şimdi başlıyordu! 3 kişi olmaya karar verdikten sonraki altı ay denemelerimize rağmen hamile kalamadım. İçimi bir korku kaplamaya başladı. Ters giden bir şeyler vardı ama ne!

Bir kadın doğum uzmanına gittim. “Bir sıkıntı görünmüyor” dedi. Birkaç ay sonra da eşimle üroloji doktoruna gittik. Yapılan birçok test ve muayene sonrası doktor karşımıza geçerek yüzümüze bile bakmadan çocuk sahibi olamayacağımızı söyledi. Şaka mıydı bu! Eşim ve ben o an yıkılmıştık. Bazı anlar vardır ya, zaman birden bire yavaşlar, sanki durur ve hiç geçmez!  İşte öyle bir andı.

Yaşananları sindirmek biraz zamanımızı aldı. Başka doktorlara gittik. Birçok testler yaptırdık. Farklı doktorların görüşlerini aldık. Sadece bir doktor birkaç ameliyat ve sonrasında tüp bebek tedavisi ile azda olsa şansımız olabileceğini söyledi.

Eşim ameliyat olduktan hemen sonra tüp bebek tedavisine başladık. Elime bir yığın ilaçlar, iğneler tutuşturdular. Her yaptığım iğne umut aşılıyordu içime, meleğime bir adım daha yaklaştırıyordu beni.

İlk embriyo transferi ardından zorlu geçen 14 günün sonunda pozitif haberini aldık. Nasıl yani bu kadar kolay mıydı! Şimdi ben anne mi oluyordum? İlk muayenemizde doktor keseye bakınca yüzü düştü “Kese istediğim gibi büyümemiş” dedi ve 2 hafta evde istirahat etmemi söyledi, sonra meleğim ellerimi bıraktı. Kürtaj oldum, bir hafta istirahat etmek için eve çıktım. Bedenimi dinlendiriyordum peki ama ruhum! Olmamıştı, anne olamıyordum…

Kendime gelebilmek birkaç ayımı aldı. Sonrasında 2. tüp bebek denememize başladık. Umutlarım tekrar yeşerdi. İlk denemede hamile kalmıştım, neden şimdi olmasın! 2. tüp bebek denemesi negatifle sonuçlandı. Embriyolarım bana tutunmamıştı. Olmamıştı yine anne olamıyordum…

3. tüp bebek denemesi için tanınmış doktorlardan birine gittik. Öykümüzü dinledikten sonra trajikomik bir şekilde “Size çok umut vermek istemem ama çocuk için gereken tüm malzemeler sizde var. Ben bu işi yaparım” dedi. İnandık, inanmak istiyorduk. Eşimle 6 ay boyunca üreme kalitemizi arttırmak adına birçok takviye ilaçlar aldık, diyetler uyguladık. Plastik bardaktan bile su içmiyorduk. Tedavi için aldığım hormon ilaçları sağlığımı ve psikolojimi iyice bozmaya başlamıştı. Ama içimdeki anne olma isteğini söndüremiyordu.

4. tüp bebek denemesi de uzun uğraşlara rağmen pozitif haberini veremedi bize.İş hayatım, ev hayatım ve sosyal hayatım çöküşe geçmişti. Eşim ve çevremdeki herkes “ vazgeç artık denemekten, kapalı kapıları açmak için zorlama” diyordu. Annemin “ Lütfen artık deneme, vazgeç” dediği bir gün “Sen beni anlayamazsın çünkü sen bir annesin!” diyerek hıçkırıklara boğulduğumu hatırlıyorum. Çevremdeki herkesi bir bir azaltıyor, içimdeki yarayı ise büyütüyordum. Olmamıştı yine yine anne olamıyordum…

Uzun bir süre geçtikten sonra 5. tüp bebek denemesine karar verdim. Embriyo transferinin 14. gününde yaptığım test ile hamile olduğumu öğrendim. İnanamıyordum. Doktorumun gerek yok demesine rağmen her gün testi tekrarladım. Hala içimi saran bir korku vardı. Meleğim yine elimi bırakacak mı?

 2 aylık olduğumda bir gün aniden kanamam geldi. Kanamayı durduramıyorduk. Feryatlar içinde 'Meleğim bırakma beni' diye bağırdığımı hatırlıyorum ve her yer karardı. Gözümü açtığımda, evime en yakın hastanenin doğumhanesindeydim. Doktor” Sakin ol! Düşük yapıyorsun, çok kanaman var, bebeği almamız gerekiyor' dedi Ne yani! Ben bu doğumhanenin kapısından bir beden, iki kalp olarak çıkamayacak mıydım? Doktorların tüm uyarısına rağmen kimsenin bana müdahale etmesine izin vermedim o an. Sonra 5 gün boyunca hiç kıpırdamadan hastanede yattım. Her gün dua ettim. Bebeğimle konuştum. Lütfen benimle kal! Kanamalarım az da olsa devam ediyordu. Meleğim 3 aylık olduğunda doktorum rahim boyum kısaldığı için rahmime dikiş attı. Ama bu operasyonun da beni 9. aya getirme garantisi yoktu. Erken doğum riskim oldukça yüksekti.

Hiç kalkmadan, elim kalbimde, stres dolu tam 9 ay geçirdim. Doğum günümün olduğu gece ansızın gelmeye karar vererek hayatımın en güzel hediyesini verdi oğlum. İşte o gün ben de yeniden doğdum. Doğumdan sonra ilk bakışmamızda 'Anneciğim seni çok beklettim ama bak işte buradayım, sımsıkı tut ellerimi' der gibi baktı gözlerime.

Ben mutlu sonları hep sevdim ve hiç vazgeçmedim umutlarımdan, o umudun adı Burak…

Burak şimdi 2 yaşında. Ben mi? Ben de. İyi ki doğduk oğlum.

 


14 yorum


  • gQIPoFfzVjyvS

    HurdWyTgtDFS


  • zGBAXPuUpTRolSDI

    YUjSvlEscr


  • tKyzqjckWdmTEX

    AosXbNMLafiK


  • HxsIgtJp

    tWSGwEIdRCush


  • DhqWzbeRiSTQA

    cVULGtHOZvTEXjwp


Yorum Yap