Bugün Bi Bebek Kolay Doğmuyor...

Sevgili Filiz Sezer'in doğum hikayesini kendisinin kaleminden okumanın zevki apayrı... Sitemize hoş geldin Filiz; iyi ki geldin!

Bugün Bi Bebek Kolay Doğmuyor...

Şüphesiz, doğum anne olmak isteyen her kadının hayatındaki en önemli ve en unutulmaz deneyimdir. Embriyonun rüştünü ispatladığı gün telaş başlar ve o telaş 9 ay boyunca bitmez, o 9 ayı yer. 

2 hamileliğimde de aşırı çalıştım, o kadar çok çalıştım ki benim pek telaşım olamadı. Sırf bu yüzden bebeğimin sağlıklı olması yanında doğumun çalıştığım şirkette başlamasını diledim hep. Benimle birlikte çalışma arkadaşlarım da patron da yüzyılın telaşını yaşayabilecekti böylece. Olmadı. Doğumlarım vakitlice ve ustürubuyla evde başladı.

Peki kızımı nasıl doğurdum?

Zor, çok zor.

13 Şubat’ı 14 Şubat’a bağlayan gece sancılarım başladı. Kocam kişisi Soner Sezer’i uyandırdım. Birlikte dakika ve sancı sıklığı saymaya başladık. Vallahi geliyordu Adişko. Hastanede yapılan kontrolde de kızımızın yola koyulduğu söylendi. Doktor yüreklendirdi; “Epidürel taktırmayın, ikinci bebekte süreç daha kolay ve hızlı oluyor” dedi. O yüreği yedim ben. “Yaparım n’olcak yahaa” dedim. Saatler geçmeye başladı Fakat hızlı falan ilerlemiyordu. Hızını geçtim, hiç ilerlemiyordu. Suni sancıyı dayadılar ama bi arpa boyu yol alamıyordu Ada. Bu arada coşkulu kalabalık seven bir yapım olmadığından yanımda sadece Soner Sezer vardı. Tanısanız çok seversiniz, tanısanız dünyanın en mülayim insanı dersiniz. Ama doğumlarda kendisine bir haller oluyor ve doğuran birinin eşi olarak mevzuya yaklaşımıyla tarih yazıyor. 

Ebem son derece şeker bir kimseydi. Aylin. Güler yüzlü-psikolojiden anlayan, kickboksla uğraşan çok renkli bir kızdı. Tabi Ada işi ağırdan aldığından ve bu sebeple de vaktimiz bol olduğundan birbirimizle ilgili gereksiz tüm bilgileri ediniyorduk. Öğleden sonra 3'te doktor geldi, “Ada’ya biraz destek yapalım, suyunuzu manuel olarak patlatacağız” dedi. Söylediğinde korkutucuydu ama işlemin kendisi hiç rahatsız edici değildi. 2-3 saniye içinde oldu bitti. "Ehehehe acımadı ki" diyecekken, daha Soner’le bu su patlatma olayının geyiğini blle çevirememişken suni sancıyı ilk kez vücudumun her yerinde, saç diplerimde bile hissetmeye başladım. 2 sancı arasında bilinç açık oluyor, insani düzeyde cümleler kurabiliyorsun. Ben bi tanesinde “Ehehe epidürel???” deyiverdim. Ebem Aylin buraya kadar geldik, epidürel kasmayalım artık dedi, tatlı tatlı. Beni rahatlatmak için banyoya soktu. Sıcak değil, kaynar suyun altındaydım. Ben yine aralarda epidürel konusunu gündeme getiriyordum, o da beni oyalamaya çalışıyordu. İnsan banyo yaparken ter boşaltır mı? Avuçlarımdan ter damlıyordu resmen. İki arada bi derede yapılan kontrolle Ada’nın depar aldığını gördük. Ebem Aylin o hiç değiştirmediği ses tonuyla gene tatlı tatlı gülümseyerek “Artık epidürel mümkün değil, ben bi havlu getireyim sana” dedi ve gitti. Banyoda el elde, baş başta kaldık Soner’le. Doğumda epidürel kullanılacaksa hastane hatrı sayılır bir fiyat farkı koyuyordu; bana kalsa evi, arabayı acımı geçiren ilk kişinin üstüne yapardım o an... Fakat Soner “Aslan karım, koçum benim, yırttık epidürel masrafından ahahaha” diyerek kriz yönetiminde adını literatüre geçirmekle meşguldü. O andan sonra aramızda geçen konuşmaların detayına girmeye gerek yoktur.

Havlu da hala gelmemişti. Dahası Ebem Aylin komple yoktu ortalıkta. Bi an ciddi ciddi yardımsız doğuracağımı düşündüm. Sonra Aylin topladığı malzemelerle geldi tekrar.

“İstemiyorum havlu, kağıt havluyla kurulanırım ben” dedim öylece çıktım banyodan. “Tamam anladım, epidürel için geç o zaman kesseniz beni? Sezaryen olsam insan gibi?" dedim. Onun da mümkün olmadığını, doğumhaneye gidene kadar Ada’nın zaten doğacağını söyledi. Artık her şey için çok geçti. Beni en çok rahat ettirecek pozisyonu aradık. Yere çömelerek, yatağa kollarımı dayayarak… Öyle bir pozisyon olmadığını anladım kısa sürede. Acıdan bayılacaksam da bari yatakta olayım bebek de zarar görmesin diye yatağa yerleştim. Ne kadar yaygara kopardığımı bilemiyorum ama yüksek ses müzik açmışlardı. Birazdan ışıklar kapanacak, tavandan disko topu inecek ve Soner dahil herkes partileyecek gibi hissediyordum. Artık sesimi sadece kendim duyabiliyordum. Doktor da hala gelmemişti. Aylin seri katil soğuk kanlılığıyla malzemeleri bir masaya diziyordu. Bebek doktoru, bebek hemşiresi, benim için başka bir hemşire, bir tane stajyer, hasta bakıcı... Ada Sezer’in askerleri tek tek yerlerini almışlardı... Aylin, istersem Ada’nın kafasına dokunabileceğimi söylüyordu arada. Yani birkaç dakika içinde kızım kollarımda olacaktı ve bu bile beni duygusallaştırmıyordu. 9 ay? Özlem? Merak? Hiçbiri yoktu. Resmen kendi derdime düşmüştüm. Çünkü hiç bilmediğim fiziksel bir acıyla sınav veriyordum. Aylin’e en son bu işi beceremeyeceğimi, birazdan acıdan öleceğimi ve bunun tek sorumlusunun kendisinin olduğunu söyledim. Yine gülümsedi. O an artık bıraktım kendimi. Kalan son enerjimi tek seferde kullanacaktım Ada ya efendi gibi gelecekti ya da ben bu doğurma işini tamamlayamayacaktım. Doktor son salisede geldi. Bir bebek ağlama sesi duydum sonra ama benim bebeğim gibi değildi. Ses çok derinden geliyordu, sanki başka odadan. "Hah" dedim "öldüm galiba ben.." Bilinç gitti. Acı da birdenbire kesildi, bu kadar hızlı kesilmesi teknik olarak mümkün değildi. Gözlerim kapalı, tüneli ve sonundaki ışığı aramaya başladım. Sonra duyduğum o ses yaklaşmaya başladı. Yaklaştıkça gürleşti. Boynuma yatırdılar, sımsıcak bi nefes... En az benim kopardığım kadar yaygara koparıyordu. Dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinliyordum. Ölmediğim aşikardı da, daha da aşikar olan kızımla birlikte bir kez daha doğmuş olmamdı.

15 yılı aşkın bir süredir reklam sektöründe çalışan Filiz Sezer, yaşları birbirine çok yakın iki çocuk dünyaya getirdikten sonra iş hayatına ara verdi. İki küçük çocuk sahibi olmanın türlü zorluklarını eğlenceli fotoğraflar eşliğinde çok samimi bir dille anlatırken, gördüğü ilgi sonrasında Instagram'da "buistebiannelikvar" hesabını açtı. Filiz Sezer ve 'işbirlikçilerim' olarak adlandırdığı ailesinin komik maceralarını Instagram'da takip edebilirsiniz.

 


translation missing: tr.blogs.comments.with_count


  • Aslı Duydu

    Çok güzel anlatmışsın Filiz’cim! O an yanındaymış gibi hissettim kendimi :) Artık her kadın biliyor ki; annenden yapamayacağın hiçbir şey yok! Ben14 yıl önce Doğum yapmış bir kadın olarak şunu belirtmeliyim ki (şanlı mıyım değil miyim halen bilemiyorum) hiç sancı çekmedim. 9 ay 10 günlük normal süreci 7 gün daha geçmiş olmamıza rağmen. Oğlumun yeri rahattı yada annesine acı vermek istemedi bilemiyorum! Ama sonuçta o ses ve nefes dünyalara değer…


  • Şeyma Erkul Arslangörür

    Sevgili Tatlı ve Eğlenceli Anne FİLİZ,
    Mesaj atmadan alıkoyamadım kendimi
    O kadar anlamlı anlatmışsın ki
    İnanır mısın tekrar yaşadım Doğum yaptığım günü hatta böyle sancılarını anlatırken bence sancı çektiğim anlara gittim o bağırmalarıma yeterrrr sezeryan istiyorum demelerine hatta daha komiği doktor kafasını görüyorum Şeyma
    Saçını görüyorum Şeyma dediğinde saçların ne renkkkk diye merak ettiğimi doktorumun koyu renk dediğinde ise nasıl koyu renk our diye sitemlendiğimi neden o kadar şaşırmışsam görende bizi İskandinav sanır ☺️☺️☺️ Sonraki an kucağa verilme anı en unutulmayacak ve hatırlandıkça kökünden hissedilecek an ❤️ Ah filizcimmmm erkeklerin asker hikayeleri bizlerin de Doğum anıları bitmez ☺️☺️☺️ Ellerine kalbine emeğine sağlık 😘❤️(Anneysen_yaparsn😉)


Yorum Yap