Oyunların Gücü Adına!

Psikolojik danışman sevgili Ayşe Yıldız'dan oyunun 'kurallarını' anlatan bu yazı, bize kendi çocukluğumuzu, içimizdeki çocuğu, kendi çocuklarımızla vakit geçirirken harekete geçirmemizi hatırlatırken, nelere dikkat etmemiz gerektiğinin de altını çiziyor. Oyun deyip geçmeyin; oyun oynamak ciddi bir meseledir!

OYUNLARIN GÜCÜ ADINA!

Önemli işlerimizi yaparken nasıl da dikkat kesilir, her şeyin yerli yerinde olmasını isteriz ve bir de o iş, severek yaptığımız bir şey ise bitmeden bir yere kıpırdamak istemeyiz. Uyanınca aklımıza ilk gelen odur ve kafamızı yastığa koyduğumuzda aklımızı meşgul eden de…

Peki, söz konusu çocuk olduğunda onların en önemli, pür dikkat kesildikleri işleri nedir? Oyun! Çocuğun en önemli işidir oyun. Zamanında yerlerini alırlar, saatlerce oyunda kalabilirler ve Dünyayı oyun alanlarına buyur ederler. Bazen tek başlarına oyun oynamayı tercih ederler, bazen de bizleri oyunlarına davet ederler. Aslında bu davet şimdiki bize değil, çocukluğumuzadır. Çocukluğumuzun çocuğumuzla tanışmasının tam da zamanıdır! 

  • Yetişkinler olarak biz çocuklarımızın oyun alanlarına, çocuğumuzla vakit geçirmek adına heyecanla giriş yapabiliriz; ancak kimi zaman çıkış yolunu aramamız da bir o kadar hızlı olabiliyor. Çocuğun sıkılmadan tekrarladığı oyundan sıkılabiliyoruz, çalan telefonumuzla birlikte oyundan çıkabiliyoruz ya da oyun içinde çocuğa oyun arkadaşı değil de öğüt veren, öğreten, yönlendiren, ders çıkartmaya ya da çocuğun bir becerisini geliştirmeye çalışan yetişkinler oluveriyoruz. Bakalım nasıl daha iyi bir oyun arkadaşı olabiliyoruz: Ebeveynin görevi oyunda kalmak ve çocuğunun yönlendirmesi ile hareket etmek, müdahale etmemektir. Oyunun güvenlik çerçevesinde, iki tarafa da uygun zaman dilimi içinde oynanması tercih edilmelidir.
  • Oyun, çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkiyi güçlendirir. Oyun, çocuğun iç dünyasına açılan bir kapıdır. Çocuk, günlük hayatta ifade edemediği birçok şeyi oyunda gerek direkt olarak, gerekse oyuncaklar aracılığıyla ifade eder. Bu sembolik ifade duygunun yükünü azaltır ve rahatlama sağlar.
  • Oyunun ilk kuralı, bedenen ve zihnen oyunda olmaktır. Cep telefonlarınızı oyun alanına almayın, günlük telaşları, yapılacak işleri kısa bir zaman dilimi için aklınızdan çıkarın. Çocuğun hayal dünyasına dahil olun. Oyunun sihri ve eğlencesi burada başlar.
  • Çocuklar oyun oynarken yanlış bir şeyler söyleyebilir, bu söylemlere karşı öğretici, müdahaleci olmayın. Oyun alanı dışında yönlendirmeye, öğüt vermeye zaman olacaktır her zaman; ancak oyun sırasındaki rolümüz oyun arkadaşı olmaktır, yetişkin değil.
  • Çocuklar oyun tercihlerini zaman zaman silah, kalkan, savaş malzemelerinden seçmek isteyebilirler. Bu yetişkin olarak bizleri rahatsız eder, çocuklarımızın silahla oynamasını canlı cansız hiçbir varlığa zarar vermesini istemeyiz; ancak burada amaç çocuğun içindeki öfke, agresyon, hayal kırıklığı gibi yoğun duygularını oyuncaklar aracılığı ile ifade edebileceği ve –mış gibi yapabileceği güvenli bir alanı oluşturmaktır. Oyuncağın malzemesinin çocuğa, yetişkine ne de başka bir şeye zarar vermeyecek yumuşak malzemelerden yapılmış olmasına dikkat edilmelidir. Bu noktada çocuğun oyuncaklarını kısıtlamaktansa daha kabul edilebilir bir formatta izin vermek engellenme hissini ortadan kaldırır. Ancak oyun sırasında zarar verici, kırıcı bir durumda, oyuncak çocuğun elinden alınabilir, oyun durdurulabilir. Bu gibi durumlarda oyuncağının alınacağı/oyunun sona ereceği, oyun başlamadan çocukla konuşulmalıdır.
  • Okul öncesi dönemdeki çocuklar içinde bulundukları gelişim döneminin özelliği olarak kuralları takip etmekte zorlanabilir ya da kaybetmeyi tolere etmekte sıkıntı yaşarlar. Çoğu zaman oyunlarda çocuklar hile yapmak isterler; çünkü ‘kazanma’ya ve ‘özgüven’e ve ‘kontrol’ hissine ihtiyaç duyarlar. Özellikle Kutu oyun oynarken çocuğunuz hata yapabilir, hile yapabilir; sizlerle oynadığı bu serbest oyun zamanında bu tür davranışlara çok müdahale edilmemelidir.
  • Oyunda doğru ya da yanlış yoktur. Her şey çocuğun iç dünyasına göre şekillenir, hayal gücüne göre adlandırılır ve yönlenir. Bir aslan miyavlayabilir ve küçük kedi kükreyebilir.
  • Oyunda dikkatimiz çocuğun üzerinde toplanmalıdır. Yetişkin heyecana kapılıp, oyunu şekillendirmemeli, dinamiği bozmamalı, çocuğun rolünü çalmamalıdır. İpler çocuğun elinde olmalıdır ve oyun onun yönlendirmesine göre ilerlemelidir.
  • Çocuk oyun sırasında duygularını ifade etmese de yüzünden anlaşılabilir. Bu durumda oyunun dilinden kopmadan bu duygular yetişkin tarafından ifade edilebilir. Oyun sırasında çocuğa, oyunun akışına göre, “Ne kadar sinirlisin” demek yerine “çocuk, kardeşine çok sinirlendi” demek uygun olacaktır.
  • Hangi oyunun oynanacağına, yetişkinin ne rolü alacağımıza, ne söyleyeceğimize çocuk karar vermelidir. Rol icabı ne söyleyeceğinizi bilemiyorsanız, sessizce çocuğa sorabilirsiniz “Şimdi ne söylesin/ ne yapsın/ ne cevap versin” gibi… Zaman çabuk geçiyor ve çocuklar hızlı büyüyorlar. Onlara verilecek en güzel hediye ebeveynleriyle keyifle geçirdikleri anlar, doyasıya oynanan oyunlardır.

Keyfiniz bol, hayal gücünüz yüksek, çocukluğunuz daim olsunJ

Psk. Ayşe Yıldız 


Yorum Yap