Kitap Okumak Üzerine

Nitelikli kitapların çocuklara kazandırdıkları üzerine birkaç cümle kurmakla başlayayım. Öncelikle, kitap okudukça algıların keskinleşip derinleştiği bilinmelidir. Bu yüzden okuma hızlanır. Çünkü kitap okuma alışkanlığı olanlar, okuduklarını bir defada anlar. Aynı nedenle dinlediğini de bir defada anlar. Konuşurken, duygu ve düşüncelerini ifade edecek sözcüklere kolayca ulaşır, hepsi belleğindedir çünkü. Bunların yanı sıra, duygu ve düşüncelerini kolaylıkla sözcüklere dönüştürerek yazabilme becerisini de kazanır. Dil, sadece yazar olmak için değil, her meslek dalı için en önemli araçtır. Dilini iyi bilen ve kullanabilenler, hangi mesleği seçerlerse seçsinler, başarıya ulaşacaklardır.  

Bunlar, kitabın herkes tarafından kolayca görünen ve bilinen kazanımları. Ya bir de görünmeyen kazanımları bilse anne babalar, hiç kitapsız bırakır mıydı çocuklarını?

Bazen okul etkinliklerinde çocuklara soruyorum: “Neden kitap okumalıyız?” İlk yanıt, “Çünkü kelime dağarcığımızı zenginleştirir,” oluyor. Ben de diyorum ki, “O zaman sen al eline bir sözlük, A harfinden başla, daha çok sözcük öğrenirsin.” Bir başka yanıt, “Kitap bize bilgi verir,” oluyor ki, o zaman da bir ansiklopedinin A harfinden başlayıp okurlarsa, daha çok bilgi edineceklerini söylüyorum. Elbette okudukları her metinden bilgi edinirler, her metinde yeni sözcüklerle karşılaşırlar ama bu tamamen rastlantısaldır, amaç değildir. Peki o zaman öyküler, masallar, romanlar, şiirler bize ne katar? Niye okuyacağız? Yukarıda belirttiğim kazanımların üzerine çocuklara başka ne tür bir zenginlik sağlayabilir?

Yine okul etkinliklerinde çocuklara sorduğum sorulardan biri de şu: “İnsanlık tarihinden bu yana, bir insanın yapabileceği en önemli keşif nedir sizce?” Elbette birbirinden önemli keşifler sıralanıyor; matbaa, tekerlek, bilgisayar, elektrik ve daha neler… Bugünkü teknolojik çağa ulaşabilmemize büyük katkılar veriyor tüm bu keşifler. “Ancak bana sorarsanız, bir insanın yapabileceği en büyük keşif, kendisini keşfetmesidir,” diyorum. Kimiz biz? Yeteneklerimiz, becerilerimiz, zaaflarımız, eksiklerimiz, sınırlarımız, sınırsızlığımız… Bu dünyaya, bu yaşama, kendi özgün varlığımızla neler katabiliriz? Kendisiyle ilgili keşiflerini yapamadan ömrünün sonuna yaklaşan insanlar var. Bu kadar gecikmek niye? Daha çocukluktan başlayarak kendimizle, kim olduğumuzla ilgili fikir edinmemizi sağlayabilsek, hayatta başarıya daha hızlı ulaşmaz mıyız? Ki, “Yaşasın, çok başarısızım bu yüzden çok mutluyum,” diyen tek bir kişiye rastlanamayacağına göre, hayatta mutluluğu sağlayanın başarı olduğu kuşkusuzdur.  Başarı da, kendimizi tanımaktan geçiyor. Peki ama kimiz biz? Ben kimim?

Doğdukları andan başlayarak kitaplarla buluşan, çocuklar, bu sorunun yanıtını daha erken ve kolaylıkla bulabiliyorlar. Çünkü onlara okunan ya da kendi okudukları kitaplardaki kahramanlarla özdeşleşerek, henüz yaşamadıkları durumlar içinde nasıl davranacaklarını, neler söyleyeceklerini, çözüme nasıl ulaşabileceklerini deneyimliyorlar.

Bazen özdeşleşerek, bazen de tam tersine, özdeşleşmeyip, “Ben böyle bir durumda böyle yapmazdım, böyle söylemezdim; ben olsam şöyle söylerdim,” diye hangi durumda neler yapabileceğini sınarken, dahası, “Ben böyle bir duruma zaten düşmezdim, çünkü öncesinde şöyle şöyle yapardım,” diye neden-sonuç ilişkisinde konumunu belirleyecek kadar da kendi sınırlarını keşfetmeye başlayacaktır.

Hayatta başarıya götüren öğeler, deneyimlerin akıllıca kullanılmasıdır. Kitaplar, çocukların deneyimlerini geometrik olarak çoğaltarak, onlara, sorunlar karşısında şaşırmadan, yıkılmadan, en iyi çözümleri üretebilmenin ipuçlarını vererek ve hangi durumda nasıl davranacağının yolunu göstererek rehberlik ederler.

İşte gerçek arkadaş da budur. Kitaplar onun için arkadaşımızdır bizim.

6 YAŞ VE ÜSTÜNE OKUMA TAVSİYELERİMİZ


Yorum Yap