Kanatsız Melekler

Taa Viyanalardan bize yazan sevgili Setenay Tuğrul'dan, Viyana'da bir Türk anne olmanın günlük hayatına kapı açan bir yazı daha... Bizi de bu yolculuğuna kattığın için çok teşekkürler; kalemine yüreğine sağlık Setenay!

Bir önceki yazımda burda (Avusturya) hamilelik boyunca ve sonrasında sizinle ilgilenen bir ebeniz olabileceğinden bahsetmiştim. Bir de doğal doğumların ebeler tarafından yaptırıldığından. Bu yazımda hamilelik, doğum ve sonrasında ebenin rolünü ve benim tecrübelerimi anlatıyor olacağım.

Ebe kimdir derseniz: Aslında ebe hem yeni doğan bebekle ilgili hem de anneyle ilgili tıbbi donanıma sahip kişidir. Sevgili ebem Ingeborg ile ikiz annesi arkadaşım Aylin sayesinde tanıştım. Aylin ikizler doğduktan sonra eve bir ebenin geldiğinden ve birçok konuda ona danıştığından bahsetmişti. Böyle bir hizmetin oluşu benim de çok hoşuma gitmişti. Hamile kalınca Aylin üzerinden Ingeborg ile iletişime geçtim ve buluşmak için sözleştik. Normalde Avusturya’daki tüm ebelerin kayıtlı olduğu bir liste mevcut ve o listeden yaşadığınız şehre göre bir ebe seçebilirsiniz. Ben tavsiye üzerinden bulmuş oldum.

Anne-Çocuk karnesinde (Avusturya’da her anneye hamileyken verilen sağlık karnesi) hamileyken bir kez bir ebeyle görüşme öneriyor ve bu sigorta tarafından karşılanıyor. Ben de bu görüşme için Ingeborg ile buluştuğumda kendisinden iyi elektrik aldım ve doğum sonrasında da eve gelip gelemeyeceğini sordum. Bana verilen tahmini doğum tarihine göre takviminin uygun olduğunu ve gelebileceğini söyledi. Dilerseniz aynı ebe sizin doğumunuzu da yaptırabilir ancak bunun için hem ekstra ücret ödemeniz hem de doğum yapacağınız hastanenin dışarıdan gelen bir ebeyi kabul ediyor olması gerekiyor. Benim hastanem bunu kabul etmediği için ben hastanenin ebeleriyle doğum yapmış oldum. 

Baştan beri doğal doğum yapmak istiyordum ama biliyorsunuz bu sadece isteyerek yapılabilecek bir şey değil. Neyse ki doğal doğum için hamilelik süresince hiçbir engel oluşmadı. Ayrıca ne doktorum ne de hastanedeki kontrollerde herhangi bir doktor ya da ebe sezaryen kelimesini hiç zikretmediler. Gördüğüm kadarıyla sezaryen burda asla bir seçenek değil ancak tıbbı bir mecburiyet olabilir. En azından tüm sağlık personelinin desteği ve görüşü bu yönde. Yani doğum şeklime ben karar vermedim. Çünkü karar verilecek bir durum yoktu. Doğum süresince tek karar verebileceğim şey epidural almak ya da almamaktı. Ebeyle hamileyken yaptığım görüşmede bu konuyu da konuşmuştuk ve bana epiduralin risklerinden, bebek üzerinde olabilecek etkilerinden bahsetmişti. Epidural almadan da bu işi başarabileceğimi söylemişti. Doğumdan korkmamam gerektiğini, bunun kadının gücü olduğunu ve tek yapmam gerekeninin kendime ve gücüme inanmam gerektiğini söylemişti. Bu konuşmadan sonra doğal doğum için çok daha fazla cesaretlenmiştim.

Doğuma gittiğimizde sadece en başta bir doktor kontrolünden geçtim daha sonra bir ebe beni ve Murat’ı odamıza yerleştirip yalnız bıraktı. Hasteneye geldiğimizde benim beş dakikada bir olan sancılarım kesilmişti ve biraz panik olmuştum açıkçası. Tatlı ebe bunun olabileceğini çünkü yer değiştirdiğimi, yeni bir ortama güven duyup kendimi rahat hissedene kadar sancılarımın kesilmesinin normal olduğunu söyledi. Biraz dinlenmemi, uyumamı tavsiye etti. Genel olarak odamızda yalnızdık. Ebe arada bir geliyor sancılarla nasıl baş ettiğime -daha doğrusu ettiğimize-  bakıyordu. Biz Murat’la dersimize iyi çalışmıştık. Doğuma hazırlık kursunda öğrendiğimiz pozisyon ve nefes egzersizleri çok işimize yaramıştı. O yüzden ebe de ne kadar güzel atlatıyorsun sancıları diyerek beni cesaretlendirmeye devam ediyordu.

Doğum sırasında da malum can havliyle daha en başta ebeye ağrı kesici için seçeneklerin neler olduğunu sormadan edemedim. O da bana bütün seçenekleri anlattı ama aynı Ingeborg gibi bu seçeneklerin hiç birine ihtiyaç duymadan da bu işi becerebilirsin mesajını verdi. Burda şunu eklemeliyim ki Murat da epidural almamam için çok ikna olmuştu ve beni hep bu yönde destekledi. Doğum sırasında artık dayanamıyorum galiba dediğimde bile ebeyle bir olup beni oyalamanın bir yolunu buldular. O kadar oyaladılar ki ben epidural diye bağıracakken artık epidural için çok geçti. :) Sonuç olarak epidural almadan 10 saat sonra doğum yapmış oldum.

Doğuma gece gittiğimiz ve Lavinia sabah doğduğu için vardiya değişimi dolayısıyla iki ebe bana eşlik etmiş oldu. Doğum bitine kadar hiç doktor görmedim. Çok sakin bir ortamda kendimi hep rahat hissederek geçti bütün süreç. Saatler geçip de bütün enerjim tükendiğinde bile hep etrafımda beni cesaretlendiren insanlar vardı. 'Hadi hayatım çok iyi gidiyorsun başaracaksın' diyen Murat’ın ve 'Hadi canım, devam et' diyen ebenin sesi hala kulaklarımda. Nitekim sağlıklı bir doğum oldu ve evimize geldik. 

Evde yalnız olmayı tercih etmiştik. Aile ziyaretleri 3-4 hafta sonra gerçekleşti. Genel olarak fena gitmiyorduk. Ben bütün gün emziriyordum, Murat da bütün gün yemek yapıyor, markete gidiyor, hem iç hem de dış işleri tek başına göğüslüyordu. Kısacası sadece bana ve bebeğe odaklanmıştı. En büyük sorunumuz sütümün azlığı ve benim bebeğe asla mama vermek istemeyişimdi. İşte o sırada Ingeborg devreye  girdi ve ev ziyaretleri başladı. Haftada bir geliyor bebeğin kilosunu takip ediyor, bana sütümü arttıracak taktikler veriyordu. Hem emzirerek hem de mama vererek bebeğimi besleyebileceğime beni ikna etmişti. Ingeborg’un geldiği günler benim sütümde hep artış olurdu. İnsanın psikolojisinin ve onu ikna eden bir desteği almasının ne kadar önemli olduğunu o zaman anladım. Emzirme doğumdan önce benim kendimi en çok hazırladığım konuydu ama yine de sütümün yetersiz olması, mamaya karşı direnmem (savaşım) beni o dönem çok yordu. Ingeborg bazen öyle tavsiyeler veriyordu ki beni şaşırtmayı her defasında beceriyordu. Bende resmen bir aydınlanma oluyor ve başıma bir yıldız takıp emzirmeye devam ediyordum. Benim en çok destek aldığım konu emzirme oldu. O dönem en çok o konuda yardıma ihtiyacım vardı. Elbette çok başka konularda da destek alınabilir. Çünkü ebe hem anneye hem de bebeğe destek verebilecek bilgiye sahip. Ayrıca bilgisine ve tecrübesine güvendiğim birine danışabilme şansımın olması beni çok rahatlatıyordu. Aklımıza takılan ufak tefek soruları bir deftere not ediyor ve ebe eve geldikçe soruyorduk. 

 

İşte tüm yaşadığım ve güzel hatırladığım bu tecrübelerimden dolayı ebelik mesleğine çok saygı duyuyorum. Dünya’nın en anlamlı işlerinden birini yapıyorlar. Bir annenin bebeğiyle ilk buluşmasına yardım ve tanıklık ediyorlar. Her gün ellerinde yeni yeni hayatlar başlıyor. Şimdi ben bunları Türkiye’deki arkadaşlarıma, akrabalarıma anlatınca şaşırıyorlar. Çünkü artık her şey çok hastane ve doktor odaklı olmuş. Oysa bir önceki kuşak hiç de şaşırmıyor bu anlattıklarıma. Onların zamanında da hep ebeler önemliymiş, özellikle küçük yerlerde. Doğum sonrası evlere gelirlermiş.

Birçok açıdan çok rahat bir hamilelik ve doğum geçirdim. Kabul ediyorum çok şanslı sayılabilirim. Diğer taraftan da kendimi hep doğuma hazırladım. Aklımı, yüreğimi ferah tuttum. Elbette zaman zaman korktum ama önceliğim hep kendime olan inancımdı. 

Kolay doğum diye bir şey olduğuna inanmıyorum ama önemli olan olabildiğince doğumu kolaylaştırmak ve bunun için hazırlanmak. Etrafınızda sizi anlayan ve destek olan insanların olmasını sağlamak bazen zor olsa da imkansız değil. O dönemde hiçbir şey ne bebeğinizden ne de sizden önemli değil. Bol sevgi ve bol anlayışla her şey güzel olacaktır. 

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere….

Sevgiler,

Setenay

VİYANA'DAN GÖÇMEN BİR ANNE ANLATIYOR

BELKİ EMZİRMEK DÜNYANIN EN MUHTEŞEM ŞEYİ DEĞİLDİR

Setenay Tuğrul kimdir? 1991 Balıkesir doğumluyum, Ankara’da büyüdüm. Lise öğrenimimi tamamladıktan sonra 2009 yılında mimarlık eğitimi için Viyana’ya geldim. Yeni yeni anlıyorum aslında gelmek değil tam olarak göçmekmiş bu. 2016 yılında evlendim ve 2018 Ağustos ayında kızımız Lavinia hayatımıza girdi. Viyana’da taze göçmen bir anneyim. Anne olmak benim için bir istekten öte hep bir içgüdü oldu. Çocuklarla sohbet etmeyi ve hayatı paylaşmayı çok seviyorum. Sizlerle hem kendi kültürü hem de başka kültürler içinde uzakta anne olmak nasılın hikayesini paylaşmak istiyorum. Yolculuğuma eşlik eden herkese teşekkürler… 


Yorum Yap