Hayat... Mucize...

Sevgili Filiz Sezer'den... (buistebiannelikvar)

Hayat... Mucize...

Her bebek kendine ait benzersiz bir deneyimle dünyaya gözlerini açar veya çok acıdır ki açamaz. Şu hayatta aldığı nefes birkaç saniye süren bir meleğim oldu benim. İlk bebeğim. Üzerinden yıllar geçse de dumanı hep üstünde kalacak bu acıyı, birazcık olsun hafifletmenin bir yolu varsa o da aynı yolda yürümüş, yürüyen birine dokunmak. Bu yazı zaten çok da fazla bir halta yaramamış 2018’i uğurlarken herhangi bir anomali sebebiyle bebeğiyle vedalaşmak zorunda kalan annelere ithafen…

Farklı mesai saatlerinde çalışan çiftler için evde birlikte doya doya vakit geçirmek ve aynı anda uyuyup aynı anda uyanmak nimettir. Soner Sezer’in iş hayatına ara verdiği ve bunun evliliğimize çok iyi geldiği böyle nimet dönemin sonunda beklenen oldu; hamile kaldım.

Rutin kontrollerimde gittiğim ve tabi ki çok sevdiğim doktorum bu serüvenimde bana eşlik etmeye başladı. Aylık takipler ve tarama testleri derken 4.aya girmiştim; kızımız olacaktı. Tarama testlerinin sonuçları ortalamaydı; fakat 19. haftanın başında doktorum muayeneden sonra detaylı ultrasonu biraz öne çekmemi, hatta mümkünse o hafta içinde yaptırmamı söyledi. 1 ay öncesinde neredeyse 1 ay sonrası için randevu aldığım bir perinatolog vardı ama onların Rus disipliniyle hazırlanan ajandalarında oynama yapmak imkansız olduğundan bulduğum ilk müsait profesörden randevu aldım.

Bir Cuma günü, şirketten çıkıp Nişantaşı’nda Soner’le buluştum. İçim anlamsızca rahattı; sanki iyi giden birşeyin sağlamasını yaptıracaktık. Kızım çok hareket etsin ve her şeyin yolunda olduğunu herkese göstersin diye kliniğe gitmeden önce tatlı bile yedim. 

Heyecanla, öpüşe koklaşa girdik muayeneye. İlk birkaç dakika doktorun ağzından tek bir kelime çıkmadı. Sonra ardı ardına problemleri sıralamaya başladı. Zamanla düzelecek / iyileşecek şeylerdir muhtemelen diye geçiriyordum içimden. Aslında 1 tanesi bile yaşama şansını çok büyük oranda düşüren koca bir liste vardı önümde. Amniyosentez dedi, bu gebelik devam edemeyecek gibi gözüküyor dedi.. Profesör de olsa telaşla bulduğum bir doktordu, yanılma payı olabilirdi, belki manyaktı ve canımı sıkmak istiyordu. Kabullenmedim, kabullenemedim.

Sokağa attım kendimi.

Kış, dondurucu soğuk, iş çıkışı saatinin kalabalıklığı, trafik, korna sesleri… 

Doktorumu aradım, olabildiğince sakin kalıp ertesi sabah için görüşmemizi söyledi. Cumartesi sabahı neredeyse poliklinik doktorlarından önce hastanedeydik Doktorum raporu okuyunca amniyosentezin şart olduğunu söyledi. O randevu alınması imkansız perinatologlardan birini şahsen arayıp 1 saat sonrasına randevu aldı. 

Diğer perinatolog da aynı şeyleri söyledi. Amniyosentez şart. “Bebeğin değil dışarıda, sizin karnınızda bile yaşama şansı pek yok” dedi. 

Pazartesi akşam üstü amniyosentez sonucunu aldık; maille: Trizomi 21

Sonlandırılması önerilen bir gebelik. 

Birkaç ay önce ülke acayip bir süreçten geçmiş, ayakkabı kutularından çıkan paralar, dünya kadar gözaltı... Ebru Gündeş bi yarışma programında tutuklanan kocasının arkasından tüm sahteliğiyle “çocuğum incinmesin” demiş ve ben günlerce kendi çapımda topa tutmuşum onu. Maili aldıktan sonra söylediğim ilk laf bu oldu: “çocuğum incinmesin.”

Salı sabahı hastanedeydim. Doktorum bana bir poşetin içinde 3 tane hap verdi, gece başlayacaktı her şey. 4 saat arayla 3 hap. Yanımda hemşire olan ablam ve Soner vardı. Evde ilaçları aldım sonra hastaneye gittik. Çarşamba sabahı, saat 0700’de. Dikkatsiz - önceden de uyarılmadığı belli olan personelin biri karşıladı bizi. Sağlıklı bir doğuma girecekmişim gibi “Canım hoş geldiniz, bakayım sana, ay hiç kilo almamışsın” diyerek kollarını açtı. Odaya girdiğimde ise giymemi istedikleri önlüğün içinden yenidoğan bebek şapkası çıktı. Ve tabi normal -doğum sonrası- katında olduğum için her yerden bebek ağlama sesleri geliyordu. Travmanın hasını ülkenin en iyilerinden biri olmuş ama adam olamamış hastanenin özensizliğinden dolayı yaşıyordum.

Sonrası çok tatsız.

Sonrası aşırı büyük bir sınav.

Suni sancı, acıdan takatim kalmayınca morfin, sonra tekrar sancı.. Çok küçüktü ve popo gelişliydi. Her şey çok zordu. Ölmek o yaşadığım şeyden daha zor değildi, eminim.

Verdiğimiz 24 saatlik mücadeleden sonra doğum gerçekleşti.

Normal bir doğumun tüm gereklerini yerine getirmiştik. 

Dua ederek vedalaştım kızımla, yüzünü hiç görmedim.

Siz hiç dünyada tek kalan sizmişsiniz gibi hissettiniz mi? Ben hissettim. 

Sonra doktorum geldi. Bundan sonra neler olacağını anlattı. Lohusaymışım, mememden süt gelebilirmiş. Benim lohusa durumum 1 ay sürecekmiş. Gebelik hormonunu bir süre atamayacakmışım. 45 gün sonra regl olacakmışım. Sonrasına sonra bakacakmışız. Ha bir de bu kumarda kötü bir ele denk gelmem bundan sonra hep böyle olacağı anlamına gelmiyormuş.

Doktorun söylediği gibi oldu; sütü ilaçla kestik. 45 gün sonra regl oldum.

Sonraki ay regl olmadım. Hormonlarımın allak bullak olmasına bağladım ama bebek konusuna da takık olduğum için bir gebelik testi aldım. Çift çizgi çıktı. Elim ayağıma dolaşmadı. Belki de hala atamadığım gebelik hormonuydu? Doktoru aradım, pek ihtimal vermedi, bence delirdiğimi düşündü. Kırıcı olmamak adına da kan testi yaptırmamı söyledi. Hastaneye gittim, testin sonucunu laboratuvarın kapısında bekledim. Pozitif? Gene doktoru aradım, BetaHCG değerini söyledim. 2 günde bir testi tekrarlayalım dedi. Düzenli olarak artıyordu hormon. Bir mucize olmuştu sanki. Ben Can Sezer’e hamile kalmıştım. Bundan daha iyi bir zamanlama olamazdı.

Hayat.. Mucize... Mucizelerle dolu bir yıl olsun.

Sevgili Filiz Sezer'in Diğer Yazıları:

Ben Kardeş İstemiyorum Anne; Ben Meme İstiyorum!

Bugün Bi Bebek Kolay Doğmuyor!

Survivor I Kurumsal Hayat 

Hey Babalık!

Tadına doyamayacağınız makalelerin yanına tadına doyamayacağınız YER FISTIĞI EZMESİ bizden!

 


9 yorum


  • Özge Akyıldız

    Okurken gerçekten içim gitti gözlerim doldu anne olan bilir evlat çok farklıdır benimde yeğenim hayata yarım kalpli olarak geldi doktorların tüm aldırma isteklerine rağmen vazgeçmedik yeğenimde vazgeçmedi doğar doğmaz anjiyo ameliyat yoğunbakım süreçleri çok zordu hâlâ kalbinin yarısı yok kalan yarısı ise kasılma görevini yapamıyo doktorun tabiri ile süngerden farksız ama şuan 4 yaşında hala bize yaşamayacağını söylüyorlar biz ise onu hep son günmüş gibi seviyoruz RABBİM kimseyi evlat acısıyla sınamasın inşallah…


  • Asiye Tek

    Yaaa ağlaya ağlaya okudum sanki yasamışım gibi…kalemin herzamanki gibi yine cok güzel satırlara imza atmış.. biri nelek oldu ama ALlah sana dünyalar güzeli iki mucize gönderdi…Rabbim can ve ada sezere hayırli ömürler nasip etsin inşallah ❤


  • Ilknur Akpınar Yücedağ

    Sana ve bebeklerine, iskandinav tarzina yazilarina ve fotograflarina bayılıyorum. Benim 18 yıl önce ikizlerimle yaşadığım her şeyi su anda sen yaşıyorsun ve bir hayalimi gerçekleştirerek onları paylaşıyorsun. Ilham veren ve yoldaş larına örnek olan anılarını, paylaşımlarını ayakta alkışlıyorum. Ailece yüreğinize sağlık…
    Kocaman öpüyorum…
    Sevgiler😘😍❤


  • aysislife

    Şu yazılarına bayılıyorum sevgili Filiz Sezer … ağlatırken güldürmek ,güldürürken bi yerleri dürtüklemek .. ne güzel kalemin var ..
    bu hikaye .. bu hikaye çok çok başka .. ne kadar güçlüsün ve ne kadar mucize dolusun 🙏🏾🙏🏾🙏🏾🙏🏾


  • Ceylan Şener

    Ah yalnız değilsiniz. Benim de başıma geldi. Normal kontrole gidiyoruz diye düşünürken suyu bitmiş 19haftalıkken.Ve süreç aynı. Normal ölü Doğum. Ama sonra hep bir mucize geliyor.Hala içimde acısı. Benim mucizem defne şimdi yaşına giricek. Rabbim bütün evlatlarımızı korusun. Sağlık versin. Mutlu yıllar şimdiden


Yorum Yap