Survivor I Kurumsal Hayat

Cuma şekerimiz Filiz Sezer'den (www.instagram.com/buistebiannelikvar) güzel bir 2019 yılı olması dileğiyle, geliyor tüm 2 Anne 1 Mutfak annelerine...

Çalışan bir anne, en büyük ikilemi bebeği dünyaya geldikten sonra işe dönüp dönmemek arasında yaşar. Ekonomik koşullar, ev hayatı veya iş hayatına daha yakın bir karaktere sahip olma, bebek büyürken hiçbir anını kaçırmadan yanında olma isteği gibi birçok değişken kararda belirleyicidir.

Benim hikayem daha basit; oğluma hamileyken iş ortamım ve şartlarım rahattı ve kolay bir hamilelik geçirdim. Bu yüzden de 8 aylık olduğunda onu bakıcıya emanet edip işe geri döndüm. Tekrar çalışmaya başladıktan 7 ay sonra da kızım karnımda büyümeye başladı. Fakat aynı şirkette çalışıyor olmama rağmen yönetici değişikliği ile şartlar değişti. 37. Hafta hem şirkete ve görünen o ki hem de kurumsal hayata tamamen veda ettiğim zaman oldu.

Hazırsanız başlayalım;

Birazdan okuyacağınız hikayedeki kişiler ve olaylar tamamen gerçektir.

1 hafta boyunca yaşadığım halsizlik ve uyuklama nedeniyle -hiç ihtimal vermesem de- hayırdır inşallah deyip gebelik testi aldım. Yani sırf ihtimallerden birini elemiş olmak için. Kendimden o kadar eminim ki testi ofiste, daha mesainin başlamadığı saatte _tabir-i caizse yaya yaya_ yaptım. Ve ta ta tatammm! Kıpkırmızı 2 çizgi. Kesin yanlışlık var deyip atar topar bir laboratuvara gittim; değerlere göre 8 haftalık olmuş, atını alan Üsküdar’ı geçmiş…

12 haftalık olana kadar bekleyeyim sabrına sahip değildim. Yaşadığım şokun da etkisiyle etrafımdakilere haberi verdim. Hamileymişim; öyle bir moddayım ki sanki çocuk benden değil.

Özellikle bir anne için iş hayatında kötü yöneticiden daha fena birşey varsa, o da çocuk sahibi olmayan kötü yöneticidir. Kötü’yü açmak gerekirse: egoist, her fırsatta duygusal olarak tartaklayan, büyük başarıları takdir etmediği gibi kendi yapmış gibi üzerine çöken, insan üstü çalışma saatlerini hayatın doğal akışından sayan, yalan söylemeklen hiç çekinmeyen model. Çocuğu da yoksa eğer, bunlara çocukla ilgili iyi-kötü durumlarda empati kuramama ve başka gezegenden biri gibi davranma ekleniyor. 

Bile bile lades diyerek kendisine de haberi verdim; sağlıklı ruh haline sahip insan ne yapar? Tebrik eder, hayırlı olsun der.. Benim duyduğum ve hala inanmadığım tepki “Ne gerek vardı, nasıl bakacaksın?” Oldu. Planladığım bir hamilelik olmadığı için nasıl bakacağım aşamasına henüz gelmemiştim ama ne gerek vardı’ya Ada’nın 10 aylık olduğu şu günlerde bile cevap bulamıyorum. Ben sadece “iyi ki” diyorum ve çokça şükretmeyi tercih ediyorum.

Birkaç hafta sonra Can’ın dahil olduğu ilk tatilimize çıktık. Can’ın tek çocuk olduğu, onun için de bizim için de unutulmaz olmasını dilediğimiz ilk ve son tatilimiz. Telefon susmadı. Mail trafiği bitmedi. Oysa ki gitmeden önce her şeyi organize etmiş, bütün iş dağılımlarını yapmıştım. Stajyere versen işi götürebilirdi, o derece.. Ama olmadı.

Tatil dönüşü bir “konuşmamız lazım” telefonu aldım. Bebekler üzerine kurulu bir hayatım olacağı için artık benden alacağı verimle ilgili endişeleri olduğunu, zaten sağlıklı bir hamilelik geçirmek istiyorsam bu işi yapmamam ve bu kadar çalışmamam gerektiğini söyleyerek bana kapıyı gösterdi. Bebek dediğin kısmetiyle gelmiyor muydu? Daha fetüsken ocağıma incir ağacını dikiyor muydu Ada? Tamam dedim, ben bu yapıyı kaldıracak durumda değilim; bundan sonrasını IK ile halledelim. IK, bu manyaklığa istinaden bana herhalde stüdyo da olsa bir ev alacak tazminatı teklif edecek, bebeğin de kısmeti bu olacak diye geçirdim içimden. Öyle olmadı. Herkes ölü taklidi yapmaya başladı. Ben de kaldığım yerden devam ettim. Bu noktada plaza diliyle “neden aksiyon almadın cicim” diyebilirsiniz; üzerime daha fazla çamur sıçratmamak için. Beyinlerimiz savaşsın isterim ama görüyorum ki siz silahsızsınız bayım lafındaki silahsız taraftı karşımdaki. Şafak saymaya başladım.

Sonra daha acayip şeyler olmaya başladı; kürtaj olsun, ben daha birine tahammül edemiyorken 2.yi yaptı, zaten performansı düşük, şimdi iyice yerlerde.. gibi konuşmalarını duymaya başladım insanlardan. İş dışında ortak tek bir paydada bir araya gelmiyorduk; hayati konuları bile WhatsApp üzerinden çözüyorduk o sıralar. Birbirimize karşı tahammülümüz sıfırlanmıştı. Bir de arada böyle insanlık namına beni uyardığını düşünen değerli(!) iş arkadaşlarım var. 

Hamileliğim ilerledikçe ve tabi ki bunun sonucunda karnım daha da büyüdükçe bu defa  “ya sen işe gelmesen de, evden mi çalışsan acaba, karnın çok büyük, ben sana bakamıyorum” demeye başladı. Gerekli düzenlemeleri yaparsa seve seve evden çalışabileceğimi söyledim. 

Gene tansiyonumun fırladığı bir gün gözümü karartıp patrondan randevu istedim. Uğradığım mobbing ve tacizle ilgili aldığım notlarla birlikte tek tek olanı biteni kendisiyle paylaştım. Dinledi, dinledi. Bizzat ilgileneceğini söyledi. Kimsenin işinden olmasını, hele ki bunun sebebi olmayı istemiyordum tabi ki. Sadece normal bir hamilelik geçirmek istiyordum ya da olmuyorsa da gönderilmek. Hiçbir şey değişmemişti ama içim azıcık soğumuştu. 

İşten ayrıldığım 37. Hafta benim doğumgünüm kadar özel bir tarih oldu.

Ada doğduktan sonra da kurumsal hayatta yer alma fikrinden iyice uzaklaştım.

Can’da çocuğumu başkasının büyütmesi beni kötü anne yapar mı demediğim gibi, Ada’nın gelişiyle birlikte evde olmanın beni mükemmel anne yapmadığını biliyorum.

Bu noktaya el yordamıyla, deneye yanıla geldik.

Mutluluk yerden biten birşey değil. Yaratıp yaydığın, çoğaldıkça güzelleşen birşey.

Tabi ki hayat standardı etkileniyor, bu da mikro mutsuzluklar yaratabiliyor. Ama işbirlikçilerim mevcut durumda büyük resimde  hayatından memnun. En kıymetlisi de bu.

2019 mükemmel bir yıl olsun.

Sevgili Filiz'in diğer yazıları:

Bugün Bi Bebek Kolay Doğmuyor

Ben Kardeş İstemiyorum Anne, Ben Meme İstiyorum

Hayat... Mucize...

Ve bu da neredeyse Filiz'in yazıları kadar şeker, zararlı kimyasallardan uzak,  FLAMİNGOLU UYKU TULUMU :)

 

 

 


3 yorum


  • Aslı Duydu

    Sen ailen ve minik meleklerinle mutlusun ya; en önemlisi de bu! Başarı ve kazanç birgün muhakkak yeniden geliyor olacaktır ve geliyor da zaten :) ama içtenlik, samimiyet, aile, mutluluk ve huzur zor bulunan; bu nedenle de bulmuş olan insanların “kem gözlerden” kurtulamamasına neden olan muhteşemliklerdir. 2019’da şükredeceğin bir dünya güzelliklerle dolsun Filiz’cim :)


  • Gamze İnaltekin

    Biran okurken kendi yaşadıklarım gözümdecanlandı 8 aylık evli iken ilk bebeğime hamile kaldıgım da aynı tepkileri aldım 2. ye kalsam heralde çiğ odunla döverlerdi 😂


  • Ayşe Türkmen

    Mutluluk güzel şey de paylaşabilmek mühim..
    neyse ki yeniyıla diliyoruz ki ;mutluluk bol olsun,bol bol sevgiyle paylaşılsın 🤗 Harika yazı için teşekkür ederiz Sevgili Filiz Sezer


Yorum Yap