Çalışan Anne Olmak ve Çocuğa Etkileri

Bir kadından hem çalışmıyor gibi çocuk yetiştirmesini, hem de çocuğu yokmuş gibi çalışmasını bekliyoruz! Okuduğumdan beri unutamadığım bu sözün üzerine tam denk geldi sevgili Uzm. Klinik Psikolog Yasemin Meriç Kazdal'ın bu yazısı. Belki çalışanlardan, belki de baştan işi bırakanlardansınız... Şu anki tercihiniz ne olursa olsun, unutmayın ki farklı roller bir şapka altında birleştirilebilir, ve bazen biraz dışarıdan destek, bazen uzman görüşüne danışarak, kimse mağdur olmadan pekala altından kalkılabilir. Umarız bu yazı da yardımcınız olur.

Çalışan Anne Olmak ve Çocuğa Etkileri

Günümüzde kadınlar yalnızca ekonomik zorunluluklardan ya da aile bütçesine katkıda bulunmak için değil aynı zamanda yaşam standartlarını yükseltmek, kariyer hedefleri, toplumda presti] kazanmak, çevre edinmek, yeni insanlar tanımak ve eşinin yanında konumunu yükseltmek gibi bir dizi psikolojik nedenlerle çalışma hayatında aktif olarak bulunmaktadırlar. 

Kadının çalışma hayatında aktif olarak yer alması bazı zorlukları da beraberinde getirmektedir. Özellikle çocuk sahibi olan kadınlar için bu zorluklar çok daha önemlidir. Annenin olmadığı saatlerde çocuğun bakımı, işinden yorgun ve stresli gelen annenin çocuğuna gerektiği kadar zaman ayıramaması ve onunla sağlıklı bir iletişim kuramaması çalışan annelerin karşı karşıya kaldıkları başlıca zorluklardandır. 

Annenin çalışmasının çocuk üzerinde yaratacağı etkilerde annenin eğitim düzeyi, çalışma nedeni, çalışma koşulları, anne-çocuk ilişkisinin niteliği, aile ilişkileri, annenin yokluğunda çocuğun kim tarafından nasıl bakıldığı, çocuğa bakan kişinin özellikleri ve sürekliliği, çocuğun hangi gelişim basamağında olduğu, ailedeki çocuk sayısı ve çocuğun doğum sırası gibi bir dizi faktörün de etkili olabileceği söylenebilir.

Çalışan anneler ve çocukları üzerinde yapılan araştırmaların arasında tam bir tutarlılık olmasa da, sonuçlar annenin çalışmasının çoğu zaman (eğer anne çocuğuyla kaliteli zaman geçirebiliyorsa) çocuğu olumsuz yönde etkilemediği şeklindedir. 

Çalışmayan annelerin çalışan annelere göre çocuklarının fiziksel bakımı ve disiplinlerine daha fazla zaman ve enerji harcamaları ve bütün gün evde çocuğu ile birlikte olmaları bu ailelerde anne-çocuk ilişkisinin daha fazla yıpranmasına neden olmaktadır. Çalışmayan annelerin parasal sıkıntıları da bazı problemlerin ortaya çıkmasına sebep olmakta ve bu durum anne-çocuk ilişkisini olumsuz yönden etkilemektedir 

Kaliteli Zaman Geçirmenin Önemi

Anne çalışıyorsa çocuğuyla geçirdiği zamanın kaliteli olmasına dikkat etmelidir. Kaliteli zaman geçirmek, “nitelikli ve sürekli beraberlik” kurmak anlamını taşır. Birlikte geçirilen süre içinde anne ve çocuk arasında gerçek bir ilişki olmalıdır. Anne çocuğunu kucaklamalı, onunla göz teması kurmalı, oyun oynamalı, konuşmalıdır. Çocuğun annesinin kokusunu duymasının kendini güvende hissetmesi açısından önemlidir. Eğer anneler bir saat ya da yarım saatlik bir zamanı çocuklarıyla birlikte geçireceklerse, o zamanı doya doya yaşamayı, çocuklarının anlatacağı şeyleri dikkatle dinlemeyi, duygularını paylaşabilmeyi, sevgilerini hissettirmeyi başarabilmeliler.

Büyükannelerin Yanında Büyüyen Çocuklar

Toplumumuzda çalışan annelerin, çocuklarının bakımında anneanne veya babaanneden yardım almasına sık sık rastlıyoruz. Bu hem ekonomik açıdan hem de güvenilirlik açısından ailelerin tercih ettikleri bir yoldur. Ancak çocuğa bakacak kişi başka bir şehirde oturuyorsa yani anne ve çocuğun sürekli ve nitelikli birliktelik yaşamasına engel olacak bir durum söz konusu ise bu konu üzerinde birkaç kere düşünülmelidir. Çocuğu anneden uzun süreler için ayırmak anne çocuk ilişkisi açısından ciddi bir risk taşır. Ancak büyükanne eğer aynı şehirde yaşıyorsa tanımadığınız ve tam olarak güvenemeyeceğiniz bir bakıcıdan yardım almaktansa büyükanneden yardım almak çok daha iyi ve güvenli bir yoldur. Zaman zaman büyükannelerin torunlarına yaklaşımları “her istediklerini yapmak” şeklinde olabilmektedir. Böyle durumlarda da “anne bebek büyükanne” üçgenindeki gerekli düzenlemeleri annelerin yapması gerekmektedir.

Anneden yoksun kalmadan ya da başka bir nedenden kaynaklanan çocukluk depresyonuyla yüz yüze gelinirse ümitsizliğe kapılmamak ve profesyonel yardım almak gerekir. Çocuğun ruhsal yapısı çok esnektir. Yeni duruma uyum sağlayabilir. Bu durumda ilişkiyi yeniden başlatmak, sağlıklı ve kaliteli bir ilişki kurmak ve bunu bir profesyonelin yardımıyla desteklemek sorunun çözülmesine katkı sağlayacaktır.

Maalesef bazı annelerin şartları onlara çocuklarıyla doya doya zaman geçirme şansını tanımamaktadır. Ancak her ne olursa olsun bir anne sahip olduğu ya da ayırabileceği en uzun zaman dilimini çocuğuna adayabilir ve az zaman geçirmek zorunda olsa bile o az zamanı en iyi şekilde değerlendirerek hem kendisini hem de bebeğini mutlu edebilir.

Uzm. Klinik Psikolog Yasemin Meriç Kazdal'ın diğer yazıları için tıklayın:

https://ikiannebirmutfak.com/blogs/anne-ve-bebek/2-yas-sendromuna-hosgeldiniz

 


Yorum Yap