Bir Bebek Daha? Wuhuuuu!

İkinci bebeğine hamile kalan annelerin %90’ı “Ya ne güzel, birlikte büyüyecekler. Birbirlerine arkadaş olacaklar.” cümlelerini duyarlar. Kızım hayattaki; oğlum abi’lik mertebesindeki 11. ayını sürüyor. İkisi ayrı telden takılarak büyüyorlar ve yakın gelecekte arkadaş olacaklarına dair en ufak bir sinyal vermiyorlar. Birgün “İyi ki birbirimize sahibiz” diyecekler mutlaka. Buna çok inanıyorum. Tahminen 18 yıl sonra.

Kızımın doğumundan sonra hastaneden çıkıp eve geldiğimizde parti başladı. oğlum “kardeş” denilen şey’in aynı eve, aynı koşullara ve aynı haklara sahip, ekmeğine - suyuna, annenesine-babasına ortak bir canlı olduğunu ilk kez hissetti ve buna gösterdiği tepki ev palmiyemizin en büyük yaprağını ikiye ayırmak oldu. Ertesi gün, 1 ay önce bıraktığı memeye geri döndü, 2 gün sonra da ona göre davetsiz misafir olan kardeşine ufak ufak şiddet uygulamaya başladı. 1 ay sonra kızımdan daha fazla meme emerken kardeş zorbalığının kitabını yazıyordu.

Doktoru bunun sağlıklı bir ruh yapısına sahip olmasından kaynaklandığını söylüyordu. Kuşkusuz çok sevdiğin ve güvendiğin birinin, aynı sevgi ve güven duygusunu bir başkasıyla paylaşması acıtıcı. Hele ki 2 yaşında bir bebeksen.. Can’ın zıvanadan çıkmışlığı sağlıklı ruh halini işaret ediyordu evet ama geri kalan herkes ruh sağlığını kaybetme eşeğine gelmişti. Dayanılmaz anlarda kendimizi onunla iletişime kapıyorduk. Yani hatasını anlaması için 10 dakikalık minik fırsatlar yaratıyorduk.

Zamanla evrilmeler başladı. Isırma, vurma, tartaklama yerini duygusal şiddete bıraktı. Mesela oyun oynarken iki kişilik arabaya 4 kişilik ailemizi şöyle sığdırdı; babam arabayı kullansın, annem yanında otursun, ben de annemin kucağına. Peki Ada’yı ne yapalım? Ada’yı da bagaja koyalım. Buzdolabı poşetlerini ellerine geçirip mahallenin çöpçüsü olduğunda da çöp olarak Ada’yı kamyonuna koymaya çalıştı.

Bütün bunlar olurken, ufaklık boş durmadı. Can’a öykünerek aşırı hızlı gelişti; 4 aylıkken pipetle ayran içmesi, bugünlerde Can meme emerken koşarcasına emekleyip meme kıskançlığı yapması, blw’yi hakkını vere vere uygulayamamış olmamıza rağmen kendi kendine yeme çabası bizim için  kısa günün karı gibi kıymetli oldu. 

İte-kaka, düşe-kalka büyüyorlar nihayetinde. Bu süreci idare etme de yolda öğreniliyor maalesef. Çünkü her çocuğun ve her ailenin dinamikleri farklı. Bizim hikayemizde, büyük kardeşi biraz daha el üstünde tutmak gerekti. İkiz bebek sahibi olmakla kıyas kabul eden bir durum da değil bu. İkiz bebekler anne karnındaki anlarından itibaren anneyi de, aileyi de, yatağı da, memeyi de her şeyi paylaşmaya kodlanıyorlar. İkiz gibi büyümüyorlar efendim.

Gelelim asıl meseleye; anne ne durumda?

Ada doğduktan sonra Can’ın bakıcısı iki çocuk kendisine fazla geldiği için yanımızdan ayrıldı. 10 ayda, eve 10dan fazla ecnebi kadın girip çıktı. En son gündüzlü sistemde bir Türk’le ilerlemeyi de denedik, gene olmadı. Çocuk bakımı,  beklentiyi düşürmenin söz konusu olabildiği bir alan değil. Ama şunu da unutmamak da gerekir; en iyi bakıcının dahi sihirli değneği yok. Çocuk, gene sizin çocuğunuz. Hele ki 2 tane olunca birbirlerine alışma sürecinde en etkin rol gene annenin. Yani bu noktada annenin kendisiyle ilgili beklentiyi yükseltmesi daha hayırlı. Bizde bakıcılar tek tek patlayınca gözümü karartıp ikisine de kendim bakmaya karar verdim. Şu an hala bu özgüvenime, yürek yemişliğime inanamayıp kucağımda Ada’yla evi süpürdüğüm anlarda bir gülme geliyor. İkisinin aynı anda kaka yapacağı tuttuğunda… Yemek saatlerinde.. Ada’yla ilgilenmem gerektiğinde Can’a tablet vermek zorunda kaldığımda, sadece tuvalete gitmek için  Ada’nın mama sandalyesini televizyonun karşısına koymak zorunda kaldığımda..  İkisini aynı anda uyutamadığımdan Ada’yı uyutmak için Can’ı bekar yan komşuma emanet ettiğim akşamlarda...  Uyku düzeni azıcık şaştığında Can’ı uyuturken Ada’ya mukayyet olması için kahveden adam toplar gibi siteden birkaç kişiyi arayıp müsait olan kimse eve davet etmem gerektiğinde…

Kızımın dünyaya gelişinin, oğluma haksızlık olacağını pek düşünmedim. Ya da en fazla 1 milisaniye düşünmüşümdür. Çoğu zaman en büyük ayıbı Ada’ya yapmışız gibi hissediyorum. Ama dediğim gibi yolda öğreniyoruz ve günlerimizi keşke’ler yerine iyi ki’lerle doldurmaya gayret ediyoruz. Banyo yaptırdığımda Ada banyodan dili döndüğünce Can’a seslendiğinde veya Can çok alakasız bir zamanda durup Ada’ya sarıldığında içimden geçen sadece şükretmek.

2 çocuklu hayat..

Stresten günde 3-4 defa ağlama eşeğine gelsem de her gün "Ada yokken ne yapıyormuşuz biz ya?" diye sorguluyorum. Onlara bırakabileceğimiz en güzel miras, kardeşlikleri. Kıymetini 18 yıl sonra anlayacak olsalar da.

www.instagram.com/buistebiannelikvar - Filiz Sezer'in Diğer Yazıları 

Bugün Bi Bebek Kolay Doğmuyor

Hey Babalık!

Ben Kardeş İstemiyorum Anne, Ben Meme İstiyorum

Hayat Mucize

Survivor

 

 

 

 


2 yorum


  • gulin bayram

    aralarinda 16 ay var. cok guzeller ama bir okadar zor. suan hastanede oglumun atesinin dusmesini bekliyoruz kizimsa refakatci koltugunda babasi ile uyuyor. gunler geciyor onlar buyuyor… hakkiyla buyutebilmek dilegiyle…


  • Tuba Varol

    Büyük Çınar küçük Defne 15 ay araları var. Oğlum abilikte 11. ayını kızım bu hayattaki 11. ayını sürüyor. Bizde de durum aynı. Kendimi okudum sanki. Yalnız değilmişim dedim. Kolaylıklar diliyorum 🙏🏻


Yorum Yap